Reklam

Wednesday, January 29

'Tetanoz aşısını ihmal etmeyin 10 yılda bir mutlaka olun'

Türk Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları (KLİMİK) Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Funda Timurkaynak, "Tetanoz sadece paslı çividen geçmez, herkes tetanoz riskine açıktır. Toprağın, tozun bulaştığı her yaralanma, bizi bu hastalığa götürebilir. Bu yüzden herkesin 10 yılda bir tetanos aşısı olması gerekir" dedi.

Timurkaynak, bir programa katılmak üzere geldiği Eskişehir'de, KLİMİK Derneği'nin 1986 yılında kurulduğunu ve erişkin aşılaması üzerinde önemle durduklarını belirterek, rutin bir yasal düzenlemesi ve zorunluluğu bulunmayan erişkin aşılaması konusunda enfeksiyon hastalıkları uzmanları olarak duyarlılık oluşturmaya çalıştıklarını anlattı.
"ÇOCUKLAR KADAR KENDİNİZE DE ÖZEN GÖSTERİN"

"Çocuklarımız kadar kendi aşılanmamıza da özen göstermeliyiz" diyen Timurkaynak, erişkinlerde, özellikle risk grubunda bulunan 50 yaş üzerindekiler, gebeler, şeker, kalp, kronik akciğer hastaları ve organ nakli olan kişilerin, grip ve zatürre aşılarını yaptırmaları gerektiğini belirterek, Hepatit A-B ve tetanoz aşılarının da ihmal edilmemesi gereken aşılar olduğunu ifade etti.

Kasların sürekli ağrılı bir şekilde kasılmasıyla kendini gösteren ve ölümcül olabilen bir hastalık olan tetanoza karşı aşının en son ilkokul eğitimi sırasında yapıldığını anımsatan Timurkaynak, şöyle konuştu:
TOPRAKTA YUVARLANMAK BİLE TETANOZA NEDEN OLABİLİR
"Tetanoz mikrobunun sporları havasız, tozlu ortamda ve toprakta bulunuyor. Örneğin kişiler, depremde göçük altında kalmak, trafik kazasında araçtan fırlayarak, toprakta yuvarlanmak, inşaattan düşmek ya da toprakla uğraşırken elini kesmek suretiyle toprağın içindeki tetanoz bakterisinin sporlarını alabilirler. Hastalığın tedavisi erken dönemde daha yüz güldürücü olmakla birlikte, kas gücünün yerine gelebilmesi için tedavi süresi 6 aydan uzun sürebilir. Kişiler bu süre sonunda tamamen iyileşebilir ya da solunum cihazına bağlı kalabilir. Hastanın tedavisinde geç kalınması durumunda ise maalesef ölümle de sonuçlanabilir. Tüm bunların yaşanmaması için aşılamaya önem göstermemiz gerekiyor. Çoğu vatandaşımızın düşündüğü gibi tetanoz sadece paslı çividen geçmez, herkes tetanoz riskine açıktır. Toprağın, tozun bulaştığı her yaralanma, bizi bu hastalığa götürebilir. Bu yüzden herkesin 10 yılda bir tetanoz aşısı olması gerekir."

Özellikle kadınların söz konusu aşıyı yaptırmalarının bebeklerinin sağlıkları için de önemli olduğunu dile getiren Timurkaynak, temiz olmayan, kirli bir ortamda doğum gerçekleştirilmek zorunda kalındığı takdirde, bebeğin tetanoz mikrobuna maruz kalabileceğini ve anneden geçen antikorlar olmadığında korunamayacağını vurguladı.
"ENFEKSİYONA YAKALANMADAN, UZMANA BAŞVURUN"
Kişilerin, yurtdışı seyahatleri öncesinde, gidecekleri ülkelerdeki hastalıklarla ilgili bilgi almasının önemine değinen Timurkaynak, "Gerek yurtdışı gerek yurtiçi seyahatlerinizde de o bölgeye özel, hangi mikroplara karşı korunmanız gerektiğini bilen hekimler, enfeksiyon hastalıkları uzmanlarıdır. Sadece ateşiniz çıktığında, enfeksiyon geliştiğinde değil, korunmak ve önlem almak için de enfeksiyon uzmanlarına başvurmalısınız" diye konuştu.
Son günlerde yaşanan H3N2 virüsünün neden olduğu grip salgınıyla ilgili değerlendirmede bulunan Timurkaynak, panik yapılacak bir durumun olmadığını, her yıl yaşanan grip salgınlarından biri olduğunu da sözlerine ekledi.

Unutkanlık ve davranış değişiklikleriyle belirginlik gösteren alzheimerın Türkiye'de giderek yaygınlaştığı bildirildi.

Eskişehir Alzheimer Derneği Başkanı ve Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Demet Özbabalık, AA muhabirine yaptığı açıklamada, dünyadaki ortalama yaşam süresinin uzamasıyla alzheimer gibi hastalıkların sık görülmeye başlandığını söyledi.

Türkiye'de yaklaşık 1 milyon alzheimer hastasının bulunduğunu ancak bunlardan sadece 400 bin hastanın bilindiğini anlatan Prof. Dr. Özbabalık, Türkiye'nin 2050 yılında alzheimer barındıran 4'üncü büyük ülkesi olacağını savundu.

Prof. Dr. Özbabalık, 2009 yılındaki çalışmada 55 yaş üzerindeki popülasyonda yüzde 8.3'lük demans (düşünce bozukluğu) saptadıklarını belirterek, şunları kaydetti:

"Bu, hiç az bir rakam değil. Şu an biz bu hastaların ne kadarını tanıyoruz. Ne kadarı tedavi altında, onu bilmek de çok zor. Alzheimer, bu günün hastalığı olmakla beraber özellikle 2040-2050 yıllarında çok daha telaffuz edeceğimiz bir hastalık olacak. Alzheimer, çağın hastalığı oldu. Özellikle Hindistan, Türkiye, Çin ve ABD, bu hastalıkta başı çekecek ülkeler. İlk belirginliği unutkanlık. Bu, basit bir unutkanlık olabilir ya da hastalığın ilerleyen dönemlerinde bu unutkanlık, kişinin yaşadığı alanı hatırlamaması, yakınlarını hatırlamaması, en son dönemde de kendini hatırlamaması şeklinde ağırlaşarak devam ediyor. Genellikle hastanın hastaneye getirilme aşaması, hastalığın ilerlediği bir dönemde oluyor. Hasta yakınlarının farkına vardığı dönem bu. Oysa hastalık başlayalı uzun dönem olmuştur."

Alzheimer ile ilgili farkındalığın Türkiye'de yörelere göre farklılık gösterdiğini ifade eden Prof. Dr. Özbabalık, "Bu hastaların, o yaş grubuna göre normal olduğunu düşünen bir çok aile de var. Yani 'yaşlıdır, yaptığı şeyler normaldir' diyerek aile içinde hastaların bir şekilde barındırılması çok savunulan bir olgu halinde. Özellikle Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu ilgili rakamları hiç bilmiyoruz" dedi.

"Unutkanlık şikayeti olan herkes hekime başvurmalı"

Prof. Dr. Özbabalık, alzheimerın yaşlanmanın doğal bir sonucu olmadığını dile getirerek, şöyle devam etti:

"Bu hastalık en azından yapılan çalışmalarla, verilen ilaçlarla, sosyal destekle kötüleşmesi durdurulabilen, olduğu yerde uzun süre kalabilen bir hastalık halindedir. Bu hastalığın tıbbı, sosyal ve hukuksal olmak üzere üç yönü var. Dolayısıyla hasta yakınlarının bu üç yön açısından hastaları daha sonra olumsuz pozisyonda görmek istemiyorlarsa erken dönemde unutkanlık şikayeti bulunan tüm yaşlıları bir kez hekim kontrolüne getirmeleri çok önemlidir. Çünkü bunların ilerleyen dönemde para yönetimleri, finansal yönetimleri, vesayet gerektiren durumlar hasta yakınlarını çok daha sıkıntıya sokacaktır. Unutkanlık şikayeti taşıyan her 60 yaşın üstündeki kişi hekime gitmesi gereken kişidir."

Şeker hastasıyla evlenmek de şeker hastası yapıyor


Eşi şeker hastası olan kadınların bu hastalığa yakalanma riskinin yüzde 26 fazla olduğu belirlendi.

Kanada'daki Mc Gill Üniversitesi'nden bilim adamlarının araştırması, kötü beslenme alışkanlığı ve hareketsizliğin eşleri etkilediğini gösterdi. Araştırmaya imza atanlardan Dr. Kaberi Dasgupta, sonuçların tedavi sürecine ışık tutabileceğini ve çiftlerin yeni beslenme alışkanlığına daha duyarlı olmasını sağlayabileceğini vurguladı.

Doktorların, hastalara genellikle ebeveynlerinin şeker hastası olup olmadığını sorduğunu belirten Dasgupta, artık daha ayrıntılı kontrol için “Eşiniz hasta mı?” diye sorulabileceğini ifade etti. Bilim adamları, kötü beslenme alışkanlığı ve hareketsizliğin çiftlerden birinin şeker hastalığına yakalanmasına yol açtığını, aynı kötü alışkanlıkları paylaşan eşin de sonunda şeker hastası olduğunu belirtti.

Araştırmanın sonuçları “BMC Medicine” dergisinde yayımlandı.

Migrene Bitkisel Ne İyi Gelir ?

Migren; Ataklar halinde baş ağrısı nöbetlerine verilen isimdir. bu bazen 1 saat bazende günler sürebilmektedir. Sizin için genel olarak...